20 Ekim 2011 Perşembe

Breaking Bad ve Karakterleri


Son derece mülayim bir lise kimya öğretmeni, bir gün tedavi edilemez derecede akciğer kanserine yakalanınca, ailesine bırakacak pek bir şeyinin olmadığını farkeder. Bunun üzerine kimya bilgilerini kullanarak, uyuşturucu üretip para kazanmaya karar verir. Bu iş için ise, eski öğrencilerinden birinden yardım alır. O üretecek, öğrencisi satacaktır.


Breaking Bad dizisi, amc kanalında Ocak 2008' de, pilot bölümünde yukarıdaki özet hikayeyle başladı yayın hayatına. İlk sezon 7 bölüm sürdü sadece. Mart-Mayıs 2009' da 2.sezon, Mart-Haziran 2010' da 3.sezon derken bu sene, Temmuz-Ekim 2011' de 4.sezon yayınlandı. Gelecek sene son sezonuyla (iki sezona yayılabilme ihtimali varmış), 16 bölümle veda edecek.


Dizinin hikayesini daha fazla ilerletmeden, özellikle karakterler üzerinden, hakkında bahsedelim. Breaking Bad, bizden biri gibi olan Walter White' in dramatik hikayesini, yer yer komedi sosuyla bize anlatıyor. Yani Jack Bauer (24) ve ya Michael Scofield (Prison Break) gibi sürekli diken üstünde, olağandışı şeyler yapan karakterlerden değil Mr. White. Hikayesi gerçekten dramatik. Belki de bu yüzden, yani kasvet bulutlarını bazen kaldırmak için, komedi baharatı serpiştirilmiş hikayeye. Pısırık, mülayim, sıradan bir tipken, zamanla onun müthiş değişimini izliyoruz. Nasıl zeki ve dahi olduğuna şahit oluyoruz. Sıradan bir insanın nasıl bir kahraman haline geldiğini (belki de Peter Parker' ın Örümcek Adam'a dönüşmesi gibi) görüyoruz. Hele 3.sezonla beraber bıraktığı topsakalla beraber, ilk sezondaki olmayan karizması, tavan yapıyor resmen. Mr. White' i Bryan Cranston (Malcolm in the Middle' in kafayı sıyırmış babası) canlandırıyor.


Öğrencisi dediğimiz diğer karakterimiz Jesse Pinkman. Aaaron Paul tarafından canlandırılmış bu karakter, 25 yaşında, liseden sonra okumamış, uyuşturucu işine girmiş, hip-hop imajı ve üç cümleden ikisini "yo" kelimesi ile bitiren bir tip. Aslında içinde çok cevherler bulundursa da, bunları değerlendirememiş, zararı bazen kendine, çoğunlukla çevresine bir karakter. Bu yüzden yerleşik bir çevresi yok. Ailesi bile sırt çevirmiş. Ona tek değer veren kişi Walter White. 4 sezonun yarısından fazlasını bu adamdan nefret ederek geçirmişimdir, çünkü aynı zamanda dik kafalı ve Mr. White' dan gördüğü değeri, ona gösteremeyen bir karakter.


Mr. White' nin karısı ayrı bir konu başlığı aslında. Walter White' in aksine, dominant bir karakter. İlk 2 sezonda hamile olarak gördüğümüz Skyler White (Anna Gunn), son 2 sezonda yükünden kurtulunca :), bayağı allengirli işlere dahil oluyor. Spoiler gibi olmasın ama, bir ara Walter' a yaptığı ihanetin ardından, tekrar Walt için tehlikeli işlere gidiyor. Burdan onun aslında ne kadar ailesine bağlı olduğunu görüyoruz. Orta yaşına rağmen, dizinin arzu nesnesi olarak gösterilmesini, ben başka düzenli bayan karakter olmamasına bağlıyorum biraz da. Olan biteni öğrendikten sonra kocasına gösterdiği direniş ise de, ne kadar inatçı ve dediğim dedik bir insan olduğunu gösteriyor.


Lisede okuyan Walter Jr., kısmi felç hastası olduğu için (karakteri canlandıran RJ Mitte'de aynı hastalığa sahip), koltuk değnekleriyle yürüyor ve konuşması zar zor anlaşılıyor. Bu karakterde en sevdiğim kısım zaten bu. Karışık konuşsa da , çok tatlı bir konuşması var. Babasına çok bağlı. 4 sezon boyunca sadece bir kez babasına tavır aldığını gördüm, onda da babasının sırrını bilmediği için hareketlerine anlam verememesinden. 


Narkotik ajanı bir bacanağımız var, evlere şenlik. İlk bölümlerde Hank Schrader (Dean Norris canlandırıyor) hakkında, tam bir Türk erkeği tanımlaması yaptım hatta. İlerledikçe, onun işine sıkı sıkıya bağlı, gözüpek, idealist bir ajan olduğu ortaya çıkıyor. Kimsenin görmediğini görüyor, kimsenin aklına gelmeyecek şeyleri düşünüyor ve kimsenin cesaret edemediğini yapabiliyor. Bu kararlılığı, Walter' ı çoğu zaman zora sokuyor, zira aradığı Heisenberg, yanı başında.


Skyler'in kardeşi Marie Schrader (Betsy Brandt), kleptomani ve adını bilmediğim yalan söylemekle ilgili başka bir hastalığa sahip. Arızalı bir karakter olduğu her halinden belli, ablası ne kadar kararlı,istikrarlı bir yapıya sahipse, kendisi de tam zıttı. Ne zaman ne yapacağı belli olmayan tiplerden. Kocasının rahatsızlığı sırasında gösterdiği fedakarlıklar, sonradan onun hakkındaki düşüncelerimizi değiştiriyor.


Gustavo Fring (Giancarlo Esposito), 3.sezonda kadroya girip, diziye mükemmel bir ivme kazandıran bir karakter. Walt' ın patronu oluyor sonradan. Kendisi ülkenin önde gelen tavuk fast food zinciri sahibi. Kirli işleri için bu şirketi paravan olarak kullandığı hemen başta söyleniyor zaten. İşinde disiplinli, hataya yer vermeyen, cesaretli ve karizmatik bir karakter. 


Diziye sonradan katılan bir diğer karakter de, bizimkilerin avukatlığını yapan Saul Goodman (Bob Odenkirk). Tam bir piyasa adamı. Bilmediği şey, halledemeyeceği iş yok. Senaryoda ne zaman fantastik bir işe girilecek olsa, hemen o hallediyor. 80'leri anımsatan imajı, hiç susmayan çenesiyle, aslında kendi adına bir dizi yapılabilecek bir karakter. 

Başlıkta da belirttiğim gibi, bu diziyi karakterleriyle inceledim bu yazımda. Çünkü sağlam ve dramatik hikayesinin yanı sıra, karakter işlemeleri de çok özenli. Daha kısa süre gözükse de, daha burda bahsedebileceğimiz çokca karakter var ama düzenli olanlardan bahsettim yukarda.Her karakter, kendi içinde mükemmel bir işçiliğe sahip, kolay kolay unutulamayacak karakterler. 1 veya 2 sezon sonra bu dizi bittiğinde, her karakteri özleyeceğinize emin olabilirsiniz.





Hiç yorum yok:

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
Tweet